| | Üretsiz Blog oluştur

kayipprensesdizisi

kayıp prenses 1.bölüm , kayıp prenses 1.bölüm özeti , kayıp prenses 5. bölüm özeti kayıp prenses 1.bölüm Son Yazılar Ebru Gündeş - Kızıl Mavi Klibi Zeynep Dizdar - Boşver Şarkı Sözleri Mustafa Ceceli - Karanfil Şarkı Sözleri Ebru Yaşar - Ateşim Var Külüm Yok Şarkı Sözleri Ebru Yaşar - Alkışlıyorum Şarkı Sözleri Kategoriler Dizi Eğitim Güncel Özel Günler Programlar Rüya Tabirleri Sağlık Şarkı Sözleri Şiir Teknoloji Video Yemek Tarifleri Yeni Albüm Son Yorumlar Dudaktan Kalbe Dizi Müziği - Kalbimdeki Sancı yazısı için ugur tarafından yapılan yorum Ebru Yaşar & İsmail YK - Seviyorum Seni Klibi yazısı için MERYEM tarafından yapılan yorum Ceza - Fark Var Şarkı Sözleri yazısı için şevval tarafından yapılan yorum Keremcem & Kita - Hayallerin Peşinde Şarkı Sözleri yazısı için alara kübra tarafından yapılan yorum Ayla Dikmen - Anlamazdın Şarkı Sözleri yazısı için miray tarafından yapılan yorum Etiketler Aşk-ı Memnu Akasya Durağı Annem Apple Arka Sıradakiler Arka Sokaklar Asi Asus Baba Ocağı Benim Annem Bir Melek Bez Bebek Binbir Gece Bizim Evin Halleri cep telefonu Ceylan Deniz Seki derdest dizüstü Dudaktan Kalbe Eşref Saati Elveda Rumeli Gece Gündüz Gece Sesleri Google intel iPhone Küçük Kadınlar Kalpsiz Adam Kavak Yelleri Komedi Dükkanı Lost 1. Sezon Mert Ile Gert Microsoft Nokia oyun Parmaklıklar Ardında Prenses Perfinya samsung Selena Son Ağa Son Bahar Tarihte Bugün Var Mısın Yok Musun Yaprak Dökümü yol arkadaşım

Kayıp Prenses 9. Bölüm Özeti

images Ölüm bilgesinin eline düşen Defne, kapatıldığı hücreden kaçmaya çalışır ama bu imkansızdır. Çünkü yeraltında güçlerini kullanamıyordur. Çaresizce Arfeus’un emirlerine boyun eğer. Onu bekleyen korkunç sona doğru adım adım yaklaşmaktadır.  Arun, Kraliçe’yi ölüm bilgesinin elinden kurtarmak için çareler düşünür. Bunun tek yolu yeraltına gitmektir. Ancak yeraltına gitmek için tılsımlı kolyeye ihtiyacı vardır. Onu alabilmek için de Kayıp Prenses’i bir an önce bulması gerekiyordur. Anne ve babasının geleceğine bütün kalbiyle inanan Duru, uğradığı hayal kırıklığıyla bir kez daha yıkılır. Artık bu konuda tek bir kelime daha duymak istemiyordur. Okuldaki veli toplantısında yapayalnız beklerken, yüzünü güldürecek bir şey olur. Nil, Duru’nun kimsesizliğini her seferinde yüzüne vurarak onunla eğlenir. İris ise Arun’un emirleri doğrultusunda yana yakına Kayıp Prensesi arar. Bunun için bulduğu yeni yöntem büyük bir karışıklığa neden olacaktır. Selim ise büyük bir aşkla Defne’nin dönüşünü bekliyordur. Onu affetmeye hazırdır

Kayıp Prenses’te Güneş Ülkesi’nin komutanı Arun

arun Fantastik drama türüyle Türkiye’de bir ilk olan ‘Kayıp Prenses’ dizisinin Arun’u Cüneyt Mete: Böyle bir dizi ilk defa yapılıyor. İlkler her zaman ilgi çekmiştir. O anlamda çok şanslıyız. Demek ki ‘Bu ülkede böyle işler de yapılabiliyormuş’..

atv’nin fantastik drama türündeki dizisi ‘Kayıp Prenses’te Güneş Ülkesi’nin komutanı Arun’u, tecrübeli oyuncu Cüneyt Mete canlandırıyor. Fazla göz önünde olmayı sevmediğini belirten tiyatro kökenli oyuncu Mete, Adana ve Ankara Devlet Tiyatroları’nda çalıştıktan sonra ‘Kurtlar Vadisi’, ‘Köprü’ gibi dizilerde ve Zincirbozan filminde rol aldı. Evli ve iki çocuk babası olan oyuncu ‘Kayıp Prenses’in Türkiye’de bir ilki başardığını belirtiyor.

* Tiyatrodan dizi oyunculuğuna geçiş nasıl oldu?
Ankara’da yaşadığım için dizi işlerini çok fazla kovalayamıyorum. Teklif geldi. İlk başlarda ben de şaşırdım. Çünkü İstanbul’a gidip gelmeler olacağı için başka şehirde yaşayan oyuncuları pek tercih etmiyorlar.

* Tiyatro ve dizi oyunculuğu farklı mı?
İkisi de oyunculuk olmasına rağmen birbirinden çok farklı. Tiyatroda en arkada oturan izleyicinin sizi görmesi için çok büyük hareketlerle oynamak zorundasınız. Dizi oyunculuğuna geçişte buna alışmak biraz zor oldu.

* ‘Kayıp Prenses’in çekimleri nasıl gidiyor?
Ben çok memnunum. Amerika’da diziler, oyuncular birbirine alışsın, ilk bölüm daha sıcak daha etkileyici olabilsin diye beşinci bölümden geriye doğru çekilmeye başlanıyor. Çok güzel bir mantığı var ama bunun Türkiye’de yapılabilmesi biraz zor.

İYİ BİR ŞEYE İMZA ATTIK
* ‘Kayıp Prenses’i diğer çocuk dizilerinden ayıran nedir sizce?
Vallahi, izleyici olsam benim de ilgimi çekerdi. Çünkü böyle bir şey ilk defa yapılıyor. İlkler her zaman dikkat çeker. Türk halkının ilkleri kabul etmesi kolay değildir aslında. Kabullendiği zaman da o ilkler her zaman kazanıyor. O anlamda çok şanslı bir iş olduğunu düşünüyorum. Umarım böyle bir şeye öncülük de yapmış oluruz. ‘Türkiye’de böyle işler de yapılabiliyormuymuş?’ diye bir yazı okumuştum. İyi bir şeye imza attık demek ki.

* Arun neden bu kadar kötü?
Arun kötü değil aslında. Biz hala bunu tartışıyoruz. Periler aleminin koruyucusu… Bu saate kadar kimseye kötülüğü dokunmamış… Kötü gibi görünmesinin tek sebebi var: Hastalık derecesine varan sevgisi. Daha doğrusu o has talık, egolarının çok yüksek olmasından kaynaklı. Belki aşkından daha ağır basan bir durum daha var: Reddedilme duygusu… Bu, onun katlanabileceği bir şey değil. Bu zamana kadar ‘hayır’ lafını duymamış bir komutanın kraliçeden ‘hayır’ cevabını alması Arun’u bu hale getiriyor.

* Gerçek hayatta böyle bir olay başınıza geldi mi hiç?
Yok… Tabii aşk anlamında geldi de, hastalık boyutunda olmadı. Reddedilmek kötü bir şey. Hele ki bir erkek için çok zor bir durum.

ADRENALİN TUTKUNUYUM
* Özel uğraşlarınız var mı?
Adrenaline baylılıyorum. Motokros tarzında dağcılık yapıyorum. Lisansım var ama yarışma durumundan hoşlanmadığım için yarışlara katılmıyorum. Hayatım motor desem yalan olmaz. Ben de sokaktaki kuryeler gibiyim. Yaz, kış, yağmur, çamur motora demeden binebilirim.

* Ankara’da yaşayıp burada oyunculuk yapmak zor olmuyor mu?
Ailem Ankara’da yaşıyor. İkizlerim var, git gel zor oluyor. Özlem de var tabii… Çocuklarım çok babacılar. Onlar için de benim için de ayrı kalmak kolay değil. Ama neticede onlar için yapıyorum bu işi…

Fantastik drama türüyle Türkiye’de bir ilk olan ‘Kayıp Prenses’ dizisinin Arun’u Cüneyt Mete: Böyle bir dizi ilk defa yapılıyor. İlkler her zaman ilgi çekmiştir. O anlamda çok şanslıyız. Demek ki ‘Bu ülkede böyle işler de yapılabiliyormuş’..

atv’nin fantastik drama türündeki dizisi ‘Kayıp Prenses’te Güneş Ülkesi’nin komutanı Arun’u, tecrübeli oyuncu Cüneyt Mete canlandırıyor. Fazla göz önünde olmayı sevmediğini belirten tiyatro kökenli oyuncu Mete, Adana ve Ankara Devlet Tiyatroları’nda çalıştıktan sonra ‘Kurtlar Vadisi’, ‘Köprü’ gibi dizilerde ve Zincirbozan filminde rol aldı. Evli ve iki çocuk babası olan oyuncu ‘Kayıp Prenses’in Türkiye’de bir ilki başardığını belirtiyor.

* Tiyatrodan dizi oyunculuğuna geçiş nasıl oldu?
Ankara’da yaşadığım için dizi işlerini çok fazla kovalayamıyorum. Teklif geldi. İlk başlarda ben de şaşırdım. Çünkü İstanbul’a gidip gelmeler olacağı için başka şehirde yaşayan oyuncuları pek tercih etmiyorlar.

* Tiyatro ve dizi oyunculuğu farklı mı?
İkisi de oyunculuk olmasına rağmen birbirinden çok farklı. Tiyatroda en arkada oturan izleyicinin sizi görmesi için çok büyük hareketlerle oynamak zorundasınız. Dizi oyunculuğuna geçişte buna alışmak biraz zor oldu.

* ‘Kayıp Prenses’in çekimleri nasıl gidiyor?
Ben çok memnunum. Amerika’da diziler, oyuncular birbirine alışsın, ilk bölüm daha sıcak daha etkileyici olabilsin diye beşinci bölümden geriye doğru çekilmeye başlanıyor. Çok güzel bir mantığı var ama bunun Türkiye’de yapılabilmesi biraz zor.

İYİ BİR ŞEYE İMZA ATTIK
* ‘Kayıp Prenses’i diğer çocuk dizilerinden ayıran nedir sizce?
Vallahi, izleyici olsam benim de ilgimi çekerdi. Çünkü böyle bir şey ilk defa yapılıyor. İlkler her zaman dikkat çeker. Türk halkının ilkleri kabul etmesi kolay değildir aslında. Kabullendiği zaman da o ilkler her zaman kazanıyor. O anlamda çok şanslı bir iş olduğunu düşünüyorum. Umarım böyle bir şeye öncülük de yapmış oluruz. ‘Türkiye’de böyle işler de yapılabiliyormuymuş?’ diye bir yazı okumuştum. İyi bir şeye imza attık demek ki.

* Arun neden bu kadar kötü?
Arun kötü değil aslında. Biz hala bunu tartışıyoruz. Periler aleminin koruyucusu… Bu saate kadar kimseye kötülüğü dokunmamış… Kötü gibi görünmesinin tek sebebi var: Hastalık derecesine varan sevgisi. Daha doğrusu o has talık, egolarının çok yüksek olmasından kaynaklı. Belki aşkından daha ağır basan bir durum daha var: Reddedilme duygusu… Bu, onun katlanabileceği bir şey değil. Bu zamana kadar ‘hayır’ lafını duymamış bir komutanın kraliçeden ‘hayır’ cevabını alması Arun’u bu hale getiriyor.

* Gerçek hayatta böyle bir olay başınıza geldi mi hiç?
Yok… Tabii aşk anlamında geldi de, hastalık boyutunda olmadı. Reddedilmek kötü bir şey. Hele ki bir erkek için çok zor bir durum.

ADRENALİN TUTKUNUYUM
* Özel uğraşlarınız var mı?
Adrenaline baylılıyorum. Motokros tarzında dağcılık yapıyorum. Lisansım var ama yarışma durumundan hoşlanmadığım için yarışlara katılmıyorum. Hayatım motor desem yalan olmaz. Ben de sokaktaki kuryeler gibiyim. Yaz, kış, yağmur, çamur motora demeden binebilirim.

* Ankara’da yaşayıp burada oyunculuk yapmak zor olmuyor mu?
Ailem Ankara’da yaşıyor. İkizlerim var, git gel zor oluyor. Özlem de var tabii… Çocuklarım çok babacılar. Onlar için de benim için de ayrı kalmak kolay değil. Ama neticede onlar için yapıyorum bu işi…

* Forumlarda sizin için kimileri ‘yakışıklı’, kimileri ise ‘karizmatik’ diyor. Sizce hangisi?
Yakışıklı da değilim, karizmatik de… Bu duruma ben de çok şaşırıyorum. Yüz hatlarımbiraz sert, ondan dolayı karizma diyorlar galiba. Dışarıdan bakan insanlar da çok sert falanderler ama tanıdıkları zaman, çok yakın sıcak olduğumu anlarlar

Kostümler yüzünden sokakta tanımıyorlar
Kayıp Prenses’te en dikkat çekici karakterlerden birini oynuyorsunuz. Gelen tepkiler nasıl? Beni tanımıyorlar ki. (gülüyor) Gerçekte saçlarım kısa kıvırcık… Dizide de kostümler var. Diziyi arkadaşlarım çok beğendi. İlk başta çocuk işi diyerek yadırgadılar ama sonra öyle olmadığını gördüler. l Evet, çocuk dizisi gibi duruyor ama her yaştan insan izliyor. İki ara, bir dere durum. Kocaman bir aşk hikayesi gelişiyor. Bir çocuk dizisi için aykırı bir şey. Kayıp Prenses’e fantastik drama diyelimTabii ki tiyatro… Televizyon işi, suya yazı yazmak gibi bir şey. Dizide oynuyorsun, bitiyor. Ama tiyatro öyle değil. Yıllar sonra bile birisi gelip, sizi şu oyunda izlemiştim dediği zaman ayrı bir keyif.

* Tiyatro mu, dizi mi?

* Oyunculukta hayalleriniz nedir?
Mahremiyetime çok düşkün bir insanım. Aslında tanınmak çok hoşuma gitmiyor. Birilerinin beni tanıyor olmasından, birbirine beni gösteriyor olmasından rahatsızlık duyuyorum. Bu iş de böyle bir iş maalesef. Bir taraftan ekranı çok seviyorum, bir taraftan da tanınmaktan çok hoşlanmıyorum. Dışarıda bir bardak çay içememe durumu beni etkiliyor.

on beş yıldır oyuncusunuz. Ama insanlar sizi Arun ile tanıdı. Neden?
Oyunculuğun yanı sıra devamlılığın da etkisi var. Birkaç dizide oynadım kaldırıldı, biraz şanssızlık oldu. Çok peşinde koşulan bir adam da değilim.

* Dizilerde kötü karakterler genelde ön plana çıkar… Bunun nedeni nedir?
Hayır, sadece kötülüğün yelpazesi daha geniş… Kötü adamın oynayacağı çok fazla şey vardır. Alternatifi fazladır. Ama iyi adam tek düzedir. Kötülüğün o kadar çok şekli vardır ki, o anlamda sana çok fazla avantaj sağlar. İstediğini yaparsın.

Kayıp Prenses Dizisi 8. Bölüm Özeti

Yildiz-Cagri-Atiksoy Hastanede yaşam savaşı veren Selim’in kurtulma ümidi yoktur. İris daha fazla acı çekmemesi bahanesi ile Selim’in yaşam destek ünitesinden çıkarılmasını ister. Defne ve Cemil’in çabaları İris’i durdurmaya yetmez. 

Duru ve Efsun’un elinden hiçbir şey gelmiyordur. Defne ise Selim’i kurtarabilmek için büyük bir bedel ödemek zorundadır. Selim’in aleyhine işleyen zaman Defne’yi de büyük bir tehlikeyle
yüz yüze getirecektir. Arun, Defne’nin karşı karşıya olduğu tehlikenin farkında, onu uyarmaya çalışmaktadır.

Ceren Balıkçıoğlu Ropörtaj

KY2

‘Kayıp Prenses’te ‘entrikacı’ kız Nil’i oynayan Ceren Balıkçıoğlu kamera karşısına geçtiği anda, uzun yıllar eğitim almış ve oyunculuk yapmışcasına rolünün hakkını veriyor.

* Bahçelievler Kumport İlköğretim Okulu’nda okuyorum. 9 yaşındayım. Daha önce Algida reklamında oynadım.

* Kötü bir kızı oynuyorum diye herkes üstüme geliyor. İnternetteki bazı forumlara baktım. Bazı kızlar benim için ‘gıcık’, ‘uyuz’ diye yazmışlar. Ama yönetmenimiz bizi bunlar olacak üzülmeyin diye uyarmıştı.

* Sokakta bazen durdurup ‘Sen dizide mi oynuyorsun?’ diyorlar. İmza istiyorlar. Bir çocuk için bu küçük yaşta böyle tepkiler almak çok güzel bir şey.

* Duru’yu canlandıran Çağla ile tanışmadan önce iyi bir kız olduğunu anlamıştım. Ama dizide kötü davranmak zorundayım.

Çağla Şimşek Ropörtaj

KY1

Diziye adını veren ‘Kayıp Prenses Duru’yu oynayan Çağla Şimşek henüz 7 yaşında ama kameralara çoktan alışmış. Çağla daha önce ‘Elveda Derken’ dizisinde rol almıştı.

* ‘Kayıp Prenses’te bir peri kızıyını oynuyorum. Ve bölümler ilerledikçe özel güçlerim olduğunu anlıyorum.

* Okulda arkadaşlarım hep diziyi soruyorlar. İmza istiyorlar. Ama okula yeni başladığım için daha imzamı atamıyorum.

* Okulda bazen benden sihir yapmamı istiyorlar. Ama ben yapmıyorum.

* Dizide Ceren’le yani Nil’le düşman gibiyiz. Ama ben onu gerçek hayatta çok seviyorum. Ayrıca rolünü çok güzel yapıyor.

* Büyüdüğüm zaman çok başarılı bir oyuncu olacağımı düşünüyorum.

Kayıp prenses dizisi 7. bölüm özeti

Arun, Selim’in öldürülmesi için düğmeye basmıştır. Artık geçen her saniye Selim için ölüme bir adım yaklaşmak demektir. Bunu öğrenen Defne, Selim’i kurtarayım derken, Arun’un eline çok önemli bir koz verir. Defne’nin zayıf anını kollayan Arun, müthiş bir oyunla Defne’yi kapana kıstırır. Arun için bir taşla iki kuş vurmanın tam zamanıdır. Defne Arun’u durdurabilmek için her yolu dener. 
Öte yandan, sokakta kaldığı süre içinde başından geçenlere kimseyi inandıramayan Duru, Nil yüzünden okulda alay konusu olmuştur. Kendini çok yalnız hisseden Duru, söylediklerinin gerçek olduğunu anlatan bir ses duymaya başlar. Duru, bu sesin çağrısına uyup Güneş ülkesine gidecek mi?

İris’in nefret planları istediği gibi işlemiştir. Şimdi sıra sinsi bir planla Selim’i ortadan kaldırmaktır.İris sonunda ödülü olan sonsuz gençlik ve güzelliğe kavuşabilecek mi?

Kayıp Prenses 6. Bölüm Özeti

Kader asasının güneş ülkesinde etkisi yıkıcı olmuştur.Defne ve bir kaç peri kızı hayatını kaybetmiştir.Arun için çok ağır bir bedel olmuştur.Artık ne kader asasının gücü nede kayıp prenses umrundadır.Defne için yas tutar.Gelişmeler onu bir yol ayrımına getirecektir.

 

 

Yıldız Çağrı Atiksoy

Yildiz-Cagri-Atiksoy

Gerçek ismi: Yıldız Çağrı Atiksoy
Doğum tarihi: 1986
Doğum yeri: İzmir
Eğitimi:
Dizideki Adı:
Defne

Kayıp Prenses - 2008- Defne

Rol Aldığı Yapımlar :Defne

Gazi - 2008 -
 Leyla

Yersiz Yurtsuz -2007- Hazal Şanoğulları

Ahh İstanbul -2006- Ahu

Yağmurdan Sonra -2006- Işık Derya

Aşk Oyunu -2005- Gülşen/Ayşen

Büyük Buluşma - 2004 - Bölüm oyuncusu

O artık bir oyuncu

als2 Modelliği bırakarak, hayalini kurduğu oyunculukta emin adımlarla ilerlemeye başlayan İzmirli Çağrı Atiksoy, bir zamanlar sunumlar yaptığı Alışveriş Gazetesi’ne haftanın konuğu olarak döndü 

 

RÖPORTAJ: MÜJGAN KULLE

 

Alışveriş Gazetesi’nin ilk modellerinden biri Çağrı Atiksoy… O zamanlar 17 yaşında, podyum dünyasına yeni adım atmış bir genç kızdı. 

Ve en büyük hayali başarılı model olmaktan çok oyuncu olarak adını duyurmaktı. Röportajlarımızda sık sık işittiğiniz bir söylem bu. Ve geçen 5 yıl, Çağrı’yı hayallerine kavuşturdu. Reklam filmlerinden sonra, dizilerde başrol oynamaya başlayan İzmirli güzel, son olarak atv’de yayınlanan “Kayıp Prenses”le ekranlarda. Masum güzelliği ile 7′den 70′e herkesin beğenisini kazanan Çağrı’yla nereden nereye söyleşisi yaptık…      

* Artık sadece İzmir değil tüm Türkiye tanıyor seni… Duygularını alalım Çağrıcığım…

- Oyunculukta başarının sırlarından biri insanlara kendini sevdirebilmektir. İşin tadına da öyle varabilirsin. Ben bunu başardığıma inanıyorum. Yollarda güzel tepkiler almak çok hoş. Çok mutluyum…


MASAL GİBİ

* Masalın nasıl gerçek oldu? 

- İzmir Neşe Erberk Model Ajansı’na 13 yaşında kaydolmuştum. İlerlememin büyük bölümünü Hakan Hekimoğlu ve Pınar Hekimoğlu’na borçluyum, bunu sen de biliyorsun. Onlar benim ikinci ailem oldular. Bana her konuda destek verdiler. 

Lise dönemimdeyken İzmir Ege Sanat Merkezi’nde iki yıl tiyatro eğitimi aldım ve 3 yıl önce İstanbul’a yerleştim. Sonrası Miss Turkey ve işte buralardayım…

* 2006′da katıldın Miss Turkey’e… Ama derece alamadın… Bu üzdü mü seni?

- Evet, 2006 “Miss Turkey Güzellik Yarışması”nda sadece ilk 10′a kalabildim. Belki derece alamadım ama kapılar açıldı önüme. Oyunculuğa da o vesile ile başladım. Ama benim oyunculuğa başlatan Özcan Deniz’dir… 

* O mu keşfetti seni?

- Evet… Beni yarışmada keşfetti. Bana çok güvendi ve ilk dizimde oynamamı sağladı. Ona minnet ve şükran borcum var. Hakkını asla ödeyemem. Şu an bir yerdeysem bunu büyük ölçüde ona borçluyum.


ÇOK TUTULDU

* “Kayıp Prenses” ile ekranlardasın. Nasıl gidiyor çekimler?

- Çok güzel, keyifli ve oldukça tempolu… Çok çaba sarfediyoruz, doğal olarak da yoruluyoruz… Ama olumlu tepkiler aldıkça yorgunluk mutluluğa dönüşüyor.

* Bu projeye nasıl dahil oldun? 

- 10 yıl Neşe Erberk Ajans’ta modellik yaptıktan sonra Vega Ajans’a geçtim. Yapımcımız Nilgün Sağyaşar “Gazi” dizisinde beni görüyor ve “işte prensesimizi bulduk” diyor. (gülüyor)

* Yanılmıyorsam bu yedinci dizi deneyimin… 

- Evet… Aşk Oyunu, Ahh İstanbul, Büyük Buluşma. Yağmurdan Sonra, Yersiz Yurtsuz ve Gazi’nin ardından  Kayıp Prenses ile oyunculuğumu geliştirmeye çalışıyorum. Birçok başrolüm oldu… 

* Oyunculukta neredesin?

- Ne şimdi, ne de 10 yıl sonra kendimi geliştirdim diyebileceğimi sanmıyorum. 

Çünkü her yeni proje, yeni karakter, yeni kişilik analizleri demek. Yeni keşifler demek… Bu yolda ilerlemeye devam edeceksem daha çok keşfetmeliyim. Ama ben bunun için büyük uğraş veriyorum.  

* Neler yapıyorsun?

- İstanbul Plato Film Okulu’nda sinema teknik ve oyunculuk eğitimi aldım. Aynı okulda hala tiyatro eğitimi alarak yeni şeyler öğreniyorum. İşi,  mutfağında hem de çok değerli oyunculardan öğreniyorum. Ali Sürmeli, Atilla Olgaç, Perihan Savaş, Tarık Akan ve Suna Selen bana bu konuda yardım edip, destekleyen hocalarım. Onlara çok teşekkür ediyorum…

 

EMİN ADIMLARLA

* Hayatına neler getirdi oyunculuk?

- Tam anlamıyla bir çok şey öğrenmemi sağladı. Yeni insanlar, yeni hayatlar, yeni ortamlar… Her konuda bilgi sahibi yaptı beni. Ama ben hala aynı benim…(gülüyor)

* Peki başarı düzeyin için ne düşünüyorsun? 

- Aslında çoğu kişi gibi ben de kendimi seyrederken çok tedirgin oluyorum. Bütünüyle bakıyorum olaya. Oyunculuğuma, saçıma, makyajıma, mimiklerime… 

Ve her seferinde ‘çok daha iyisini yapabilirdim’ diyorum. Kendimle ilgili tatminsizlik yaşıyorum ama bir sonraki bölümde sevmediğim yönlerimi yavaş yavaş düzelttiğimi görünce, ‘evet ben bunun üstesinden gelibilirim, başarılı bir oyuncu olabilirim’ deyip rahatlıyorum… Ama profesyonel anlamda bu işi yapıp para kazandığım için oyuncuyum diyebilirim. 

Tam bir oyuncu olmak için daha çok yolun başındayım. Gençlik ve toyluktan kaynaklanan hatalarım hala var. Yine de arkama baktığımda güzel şeylere imza attığımı görmek hoş ve özgüven kazandırıyor bana.

 

ŞÖHRETİN BEDELİ

* Genç yaşta ünlüler kervanına katılmış olman seni korkutuyor mu? 

- Tabii ki korkularım var. Ben çok özgürce yaşayan, kafama eseni yapan bir insanım. Ama göz önünde olduğunda kendine, yaşamına ve hareketlerine kısıtlar getirmen gerekiyor. 

* Şu ana kadar genelde naif karakterlerle karşımıza çıktın… Oyunculukta kuralların, sınırların var mı, ya da olacak mı? 

- Bu zamana kadar kuralları olan oyuncuları çok anlamış değilim. Eğer sen bu işi profesyonelce yapıyorsan, her kılığa girip, her şekle bürünmelisin. Bu aynı bir dişçinin ‘ben bu çürük dişi çekemem’ demesi gibi bir şey..(gülüyor) 

Eğer ben o projeye, seneryoya, ekibe ve casta inanıyorsam, tüm duvarları yıkabilirim. 

* Hedeflerin arasında sinema var mı? 

- Aslında benim bir beyaz perde tecrübem oldu. Miras adlı filmde oynamıştım. Tabii ki bunun devamı gelsin isterim. Hatta ardı arkası hiç kesilmesin isterim…

Haluk Bilginer, Selçuk Yöntem, Demet Akbağ, Özgü Namal, Kadir İnanır, Nebahat Çehre çok sevdiğim ve beğendiğim oyuncular. 

Onlarla bir projede yer almayı çok isterdim. Bana aslında hep yüzümden dolayı daha naif ve temiz karakterler geliyor. Ama ben tam tersi kötü bir kadını, uyuşturucu bağımlısı bir genç kızı ya da aşk uğruna aklını yitirmiş ve hayatını bir akıl hastanesinde geçirmek zorunda kalan bir ruh hastasını canlandırmayı isterim doğrusu…

 

İZMİR ÖZLEMİ

* İstanbul’da yaşamak nasıl? Eminim özlüyorsundur buraları? En çok nelere özlüyorsun…

- İzmirliler çok sıcakkanlı, gülmeyi ve gülümsemeyi seviyorlar. İnsanları sevip, iletişim kurabiliyorlar. 

Bana “İzmirli olduğun çok belli oluyor” dediklerinde kendimle, ailemle ve İzmir’le gurur duyuyorum.

İzmir’i çok özledim. Ama en çok Bostanlı’yı ve tabii ki gevrek ve boyozumuzu… Hatta annem sürekli boyoz ve gevrek yollar bana…(gülüyor)


Diyet yapmaz ama incecik

* Çekimler dışında neler yapıyorsun? 

- İnan ki hiç boş zamanım olmuyor desem abartmış olmam… Hatta son zamanlarda sosyal hayatım kalmadı. Çünkü haftanın 6 günü setteyiz. Ama zaman buldukça  tutkumdan dolayı tiyatro ya da sinemaya gitmeye çalışıyorum.

* Seni tanıdığım ilk gün “Bu kız ne kadar zayıf” demiştim… Hala da öylesin… Bunun sırrı ne?

- Bana göre formda kalmanın tek sırrı çok yemek yemektir! (gülüyor) Hayatım boyunca hiç diyet yapmadım. Soframdan ekmek ve hamurişi hiç eksik olmaz.  Bu da benim şansım…(gülüyor)

Onun dışında spor yapmayı asla ihmal etmem. Okulumdan ve arkadaşlarımdan geri kalmamaya çalışırım. Arkadaşlarımla dans gecelerine katılmayı çok severim.


Asla cadde kızı gibi giyinmem!

* Ne tarz kıyafetleri tecih ediyorsun?

- Çok cafcaflı cadde kızı gibi giyinmeyi sevmiyorum. Şık, sade, rahat ve salaş giyinmeyi seviyorum. Elbise tutkum var. 70′lere bayılıyorum. Hatta kendimi Fransız kadınları gibi hissediyorum. 

* Alışverişle aran nasıl? 

- Beni bir bıraksan alışveriş merkezinde yaşarım… Sanırım anlatabildim…(gülüyor)

Kayıp Prenses 2. Bölüm Özeti

Duru’nun hırsızlıkla suçlanmasını fırsat bilen Feza, onları okuldan kovar. Duru ve Efsun yeni bir hayat umutlarıyla yola çıkarken, kızını okulda bulamayan Defne deliye döner. Kızının Arun’un elinde olduğuna inanır ve onu kurtarmak için Arun‘un her istediğini yapmaya başlar.

Öte yandan kızını bulma umutları iyice sönen Selim’in hayata bağlanacak hiçbir şeyi kalmamıştır. 

Duru ve Efsun’u ise geldikleri evde büyük sürprizler bekliyordur. Selim bir nefes kadar yakınında olan kızının varlığından habersizdir.